Rehbere dön
AZTRENDEFRESNLRUITSQBSROKYDA

Kuran’da Kölelik Var mı?

Özellikle ateist forum ve tartışma ortamlarında sık sık Kuran’ın köleliği yasaklamadığı ve hatta kölelikle ilgili ayetleri de delil göstererek bu durumu meşrulaştırdığına yönelik eleştiriler görüyoruz. Peki durum gerçekten de Kuran muhaliflerinin düşündüğü gibi midir?… Bunu inceleyelim.

Kuran’da kölelikle ilgili veya bu durumdaki insanlarla ilgili ayetleri tek tek incelediğimizde Allah’ın Kuran kanalıyla müminlere köleliği asla meşru göstermediğini çok net görürüz. Aşağıda konuyla alakalı ayetleri sıralayıp da açıkladığımızda bu durum çok daha net anlaşılacak. Bu yerleşmiş algının oluşma nedeni üzerinde durmak gerekiyor tabii. Çünkü Kuran’da asla mazur görülmeyen ama bir şekilde yakın zamanımıza kadar çok medeni (!) ülkelerde dahi yaşanmış bu insanlık dışı uygulama nasıl oldu da şu veya bu yoğunlukta İslam pratiğinin içinde kendisine yaşam alanı buldu?

Bu sorunun cevabını da yine Kuran dışı kaynakların Kuran’a öncelenerek Arap Ortodoks ekollerinin egemenliğini ilan etmelerinde bulabiliriz. Bu sitede açıklanan birçok yanlış uygulamada ve anlaşılmada olduğu gibi, bu durum da gerçeğin kendisi tam da bunun tersi olmasına rağmen, sanki Kuran köleliğe en azından karşı çıkmıyor algısının yerleşmesine meydan vermiştir.

Kuran ahlakı daha en başta tüm put/tağut/efendi egemenliğine karşı bir duruştur. İnsanları yaratılış gayesinde olduğu gibi, fıtrata uygun ve şerefli yaşamaya yönelten ve toplumda sevgi, merhamet ve barış öngören Kuran’ın köleliği mazur görmesi zaten düşünülemez… Şimdi içinde kölelikle ilgili konuların geçtiği ayetleri inceleyelim.
Bu ayetlerin en fazla Kuran muhalifleri tarafından kullanılmaya çalışanı Nahl suresi 75. ayetidir… Bu ayetin iki ayrı mealde açıklaması şöyledir:

ar: ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا عَبْدًا مَّمْلُوكًا لَّا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَمَن رَّزَقْنَٰهُ مِنَّا رِزْقًا حَسَنًا فَهُوَ يُنفِقُ مِنْهُ سِرًّا وَجَهْرًا هَلْ يَسْتَوُۥنَ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ Ali Bulaç : Allah, (Kendisi'ne ortak koştuğunuz ilahlar konusunda) hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının mülkünde olan ile, tarafımızdan kendisine güzel bir rızık verdiğimiz, böylelikle ondan gizli ve açık infak eden kimseyi örnek olarak gösterdi; bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah'ındır; fakat onların çoğu bilmezler.

Ali Bulaç

Yaşar Nuri Öztürk : Allah şöyle bir örnekleme yaptı: Hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının eşyası durumunda bir kul/köle ile bizden bir güzel rızıkla rızıklandırdığımız ve ondan gizli açık dağıtan bir kişi. Bunlar aynı olur mu?! Bütün övgüler Allah’adır ama onların çokları bilmiyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Görüldüğü gibi, ayet çok açıktır ve hiçbir kelimesinde ne köleliği meşru görür ne de bu anlamda yanlış anlamaya açık bir durum vardır. Kuran muhaliflerinin anlamadığı mantık hatası şudur. Kuran’ın herhangi bir konudan bahsediyor olması o konuyu meşrulaştırmaz. Hatta Kuran her durum ve ihtimalde Müslüman olmayanların elindeki köleler için çeşitli imkanların oluşturulması için müminleri teşvik eder.

Ve yine sıkça getirilen “Bakara suresi 221. Ayeti ele alalım;”

وَلَا تَنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكَٰتِ حَتَّىٰ يُؤْمِنَّ وَلَأَمَةٌ مُّؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِّن مُّشْرِكَةٍ وَلَوْ أَعْجَبَتْكُمْ وَلَا تُنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ حَتَّىٰ يُؤْمِنُوا۟ وَلَعَبْدٌ مُّؤْمِنٌ خَيْرٌ مِّن مُّشْرِكٍ وَلَوْ أَعْجَبَكُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ يَدْعُونَ إِلَى ٱلنَّارِ وَٱللَّهُ يَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱلْجَنَّةِ وَٱلْمَغْفِرَةِ بِإِذْنِهِۦ وَيُبَيِّنُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Ve müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikâhlamayın. İman etmiş bir câriye -o [müşrik kadın], sizin çok hoşunuza gitmiş olsa da- müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de iman edinceye kadar nikâhlamayın; iman etmiş bir erkek köle -o [müşrik erkek], sizin çok hoşunuza gitmiş olsa da- müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise Kendi bilgisi ile cennete ve mağfirete çağırır. O, öğüt alıp düşünürler diye insanlara Âyetlerini ortaya koyar. (Bakara 221. Ayet)

Ayete bakıp, “iman etmiş bir cariye” cümlesinden yola çıkarak, cariyeliğin ve köleliğin meşru olduğunu iddia eden tonlarca yazı okudum. Büyük bir hata yapıldığını, ayetin metnini yazınca anlayacağız:

Köleler efendilerden hayırlı

Ayette geçen “eme cariye ve abd/köle” ifadeleri “ve bağlacı” ile “müşrikatun” ve “müşrikiyn” ifadelerine bağlanır. Kıyas bahis konusu olduğunda, bu “cariye ve kölelerin” müşriklerin elindeki cariye ve köleler olduğu ortaya çıkar. Esasında doğru ifade şöyle olmalıdır;

Köleliği meşru saymak şöyle dursun, tümüyle “müşriklerin elindeki köleleri, efendilerinden çok daha hayırlı sayan bu ayet” çoğu ateist platformda, köleliği meşrulaştıran ayet olarak lanse ediliyor. Bu konuda yine iki ayrı meal verelim.

Ali Bulaç : Müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir cariye, -hoşunuza gitse de- müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir köle, -hoşunuza gitse de- müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, ateşe çağırırlar, Allah ise Kendi izniyle cennete ve mağfirete çağırır. O, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki öğüt alıp-düşünürler.

Ali Bulaç

Yaşar Nuri Öztürk : Müşrik kadınlarla, onlar iman edinceye kadar evlenmeyin. Özgürlüğünden yoksun inanmış bir kadın, müşrik bir kadından – müşrik kadın sizin hoşunuza gitse de – çok daha hayırlıdır. Müşrik erkeklerle de onlar iman edinceye kadar nikâhlanmayın. İnanmış bir köle, müşrik bir erkekten – o hoşunuza gitse de – çok daha hayırlıdır. Bu müşrikler sizleri ateşe çağırır. Allah ise sizi, izniyle cennete ve affa çağırır. Ve ayetlerini insanlara açık açık bildirir ki, düşünüp öğüt alabilsinler.

Yaşar Nuri Öztürk

Çok açıkça görüldüğü gibi bu ayetlerde de asla köleliği meşrulaştıran veya Kuran muhaliflerinin zannettikleri gibi göz yuman bir ifade yoktur. Ayette evlilik öncesi müminler için eş seçme kıstasları kıyas yapılarak anlatılmaktadır…

Allah yüce Kuran’ında elçi olarak insanlığa örnek olarak gönderdiği elçisine bile asla kendisine diğer insanları kul/köle yapmamasını emretmişken, Kuran’da köleliğin olduğunu söylemek gerçek bir akıl tutulmasıdır.

Ali İmran 79 ayeti…

مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤْتِيَهُ ٱللَّهُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا۟ عِبَادًا لِّى مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن كُونُوا۟ رَبَّٰنِيِّـۧنَ بِمَا كُنتُمْ تُعَلِّمُونَ ٱلْكِتَٰبَ وَبِمَا كُنتُمْ تَدْرُسُونَ

ALLAH’ın kendisine kitap, bilgelik ve peygamberlik verdiği hiç bir insan, ‘ALLAH’tan sonra bana da kulluk ediniz,’ diye halkı kendisine çağırmaz. Aksine, ‘Öğrenip öğrettiğiniz kitap gereğince kendisini Rabbine adayan kullar olun,’ der

Yani ayette ifade edildiği gibi peygamber de dahil hiç kimsenin köleliğin lafını bile edemeyeceğini emreden bir metinde köleliği meşru gören anlamlar çıkacağını sanmak büyük yanlış olur.

<!-- editor -->Köleliği kesinlikle yasaklayan ve köleleri özgürleştirmeye çağıran Kuran,<!-- /editor --> insanların kendi aralarında üstünlük ve derecelendirme kıstasını da takva olarak belirler. Buna göre insanlar ırk, renk veya başka bir özelliklerinden dolayı değil yalnızca erdem / takvalarına göre değerlendirileceklerdir.

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَٰكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَىٰ وَجَعَلْنَٰكُمْ شُعُوبًا وَقَبَآئِلَ لِتَعَارَفُوٓا۟ إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ ٱللَّهِ أَتْقَىٰكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

Ey halk, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık. Allah yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır. Allah bilendir, haberdardır……. (Hucurat Suresi, 13)

Konuyla alakalı olarak kölelik durumunun Kuran’da olduğuyla ilgili algının en önemli nedenlerinden biri de hep şikayet edilen Arap Ortadoğu kültürünün etkisidir. Bu gerici ve yobaz ekolün etkisinde kalan meal yazarları, Kuran’ı merkeze alarak olaylara ve diğer kaynaklara bakacaklarına, bu çok zayıf ve hatalı kaynaklarda olanı Kuran’a yerleştirmişlerdir… Kuran’da çocuk yaşta kızlarla evlenme olmaması veya Kuran’da kadın dövmenin olmaması konularında olduğu gibi…

<!-- editor --> Kuran’da köle ve cariye kelimeleri geçmektedir; çünkü kölelik, Kuran’ın indirildiği dönemin ve o günkü dünyanın bir gerçeğiydi. Ancak Kuran bu gerçeği meşrulaştırmaz; aksine aşağıdaki Nur suresi 32. ayette olduğu gibi köle ve cariyelerin de evlendirilmesini emrederek onlara insan onuru tanır ve birçok ayette köleleri özgürleştirmeye çağırır… <!-- /editor -->

ar: وَأَنكِحُوا۟ ٱلْأَيَٰمَىٰ مِنكُمْ وَٱلصَّٰلِحِينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَإِمَآئِكُمْ إِن يَكُونُوا۟ فُقَرَآءَ يُغْنِهِمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ Yaşar Nuri Öztürk : İçinizden bekârları/dulları, bir de erkek hizmetçilerinizden ve halayıklarınızdan durumu uygun olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfundan zenginleştirir. Allah Vâsi’dir, Alîm’dir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ali Bulaç : İçinizde evli olmayanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer fakir iseler Allah, Kendi fazlından onları zengin eder. Allah geniş (nimet sahibi)dir, bilendir.

Ali Bulaç

Kısaca söylemek gerekirse Kuran, insanlar arasında efendi – köle ilişkisini asla mazur ve meşru görmez. Tüm insanlık ancak ve ancak Allah’a abd (kul)dur. İnsanlar arasında efendi – köle ayrımı asla olamaz. Kuran, mümin olmayan toplum veya insanların kölelerini bile özgürleştirmek anlamında müminleri cesaretlendirir ve teşvik eder… Beled suresi 12. ve 13. ayet…

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ فَكُّ رَقَبَةٍ

Sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir? Özgürlüğü zincirlenenin bağını çözmektir o.

لَّيْسَ ٱلْبِرَّ أَن تُوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ قِبَلَ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَلَٰكِنَّ ٱلْبِرَّ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلْكِتَٰبِ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ وَءَاتَى ٱلْمَالَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ ذَوِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَٱلسَّآئِلِينَ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَٰهَدُوا۟ وَٱلصَّٰبِرِينَ فِى ٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَحِينَ ٱلْبَأْسِ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُتَّقُونَ

Yüzlerinizi doğu veya batı yönüne çevirmeniz iyilik değil. İyiler o kimseler ki ALLAH’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere inanırlar; akrabalara, yetimlere, muhtaçlara, yolda kalmışlara, dilencilere ve köleleri özgürlüğe kavuşturmaya seve seve para yardımında bulunurlar; namazı gözetir, zekatı verir, sözleştikleri vakit sözlerinde dururlar; zorluğa, sıkıntıya ve zulme karşı direnirler. İşte doğru olanlar onlardır, erdemli olanlar da onlardır. (Bakara Suresi, 177)