Allah'a iman edenlerin en önemli özelliklerinden biri, Allah'ın yarattığı delilleri görebilmeleridir. Mümin çevresindeki her incelikte Allah'ın kudretini ve sanatını görür, O'nu tesbih eder ve O'na yakınlaşmaya yol bulur. Müminlerin bu özelliği Kuran'da şöyle anlatılır:
Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:)
"Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru."
Allah, Kuran'ın birçok yerinde "düşünmez misiniz", "düşünenler için deliller vardır" ifadeleriyle müminlere derin düşünmenin önemini vurgular. Düşünülecek konular ise sınırsızdır. Mümin, evrendeki olağanüstü düzen, yeryüzündeki canlılar, bunların sahip olduğu kusursuz sistemler, insanın başına gelen herhangi bir olay, Allah'ın durmaksızın yarattığı nimetler, inkarcılara verilen belalar, cennet, cehennem, sonsuzluk gibi pek çok konu üzerinde düşünür ve Allah'ın varlığını, yüceliğini, sonsuz aklını daha iyi takdir eder.
Din kesinlikle bilimle çelişmez. Bilim, Allah'ın sanatını görme ilmidir. Dini ve bilimi yaratan Allah'tır, dolayısıyla ikisinin arasında bir uyumsuzluk veya çelişki olması mümkün değildir. Allah'ın 1400 sene önce yeryüzüne indirdiği Kuran'da bazı bilimsel açıklamalar yer almaktadır ve bunlar ancak 20.yy teknolojisi ile keşfedilen bazı bilimsel gerçeklerdir. Dinin bilimle çeliştiği iddiası, Allah'ı inkar edenlerin insanlara kendi akıllarınca din konusunda şüphe vermek için ortaya attıkları bir yalandır.