Allah'ın İsimleri: Muazzib
İçindekiler
- Sizi yaratan Allah’ı ne kadar tanıyorsunuz?
- Adl
- Afüvv
- Ahir
- Ahkam-ül hakimin
- Alim
- Aliyy
- Asim
- Azim
- Aziz
- Bais
- Rakıb
- Rauf
- Rezzak
- Samed
- Sadık
- Saik
- Sani
- Selam
- Semi
- Şafi
- Baki
- Şefi
- Şarih
- Şehid
- Şekür
- Tevvab
- Vahid
- Varis
- Vasi
- Vedud
- Vehhab
- Bari
- Vekil
- Veli
- Zülcelal-i ve’l ikram
- Zahir
- Basir
- Basıt
- Batın
- Bedi
- Berr
- Cami
- Cebbar
- Da’i
- Dafiğ
- Darr
- Erhamurrahimin
- Evvel
- Falik
- Fasıl
- Fatır
- Fettah
- Gaffar
- Ganiyy
- Habir
- Hadi
- Hafıd
- Hafız
- Hakem
- Hakim
- Hakk
- Halık
- Halim
- Hamid
- Hasib
- Hayy
- Kabıd
- Kabil
- Kadi
- Kadim
- Kadir
- Kafi
- Kahhar
- Kaim
- Karib
- Kasim
- Kavi
- Kebir
- Kerim
- Kuddüs
- Latif
- Makir
- Malik-i yevmid-din
- Malik-ül mülk
- Mecid
- Melca
- Melik
- Metin
- Mevla
- Muahhir/mukaddim
- Muazzib
- Muhit
- Mubki / mudhik
- Muveffi
- Muhsi
- Muhsin
- Muhyi
- Mukallib
- Mukmil
- Muktedir
- Muntakim
- Musavvir
- Mübeşşir
- Mübeyyin
- Müdebbir
- Müm’in
- Mucib
- Müheymin
- Müteali
- Mütekebbir
- Musevva
- Müstean
- Mutahhir
- Müyessir
- Müzekki
- Müzeyyin
- Müzil
- Muğni
- Nasır
- Nur
- Rabbil alemin
- Rafi
- Rahman-rahim
Azaplandıran Artık o gün hiç kimse (Allah’ın) vereceği azab gibi azablandıramaz. Onun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz.
Etraflarındaki tüm delillere rağmen Allah’a iman etmeyen, O’nun büyüklüğünü, kudretini tanımamakta direnen insanlar kuşkusuz büyük bir azabı da hak etmişlerdir. Çünkü Allah insanı yaratmış, yeryüzüne yerleştirmiş ve orada ihtiyacı olan herşeyi kendisine vermiştir. Ancak Allah’ın verdiği tüm bu nimetlere rağmen bazı insanlar inkarda ısrar etmektedirler. Hatta bir kısmı büyük bir azgınlıkla Allah’a iman eden müminlere düşmanlık beslemekte, Allah’ın dinini engelleyebilmek için çalışmalar yürütmektedirler. Elbette Allah bu insanlara hak ettikleri karşılığı dünyada da, ahirette de verecektir.
Allah dünya üzerindeki hükmünü elçileri aracılığıyla yürütür. Dolayısıyla inkar edenlere tattıracağı dünya azabının bir kısmı da elçilerinin vesilesiyle olmuştur. Allah, elçilerinin elleriyle inkarcıların önde gelenlerini azaplandırdığını ayetlerinde şöyle bildirir:
Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler.
(Bu,) Daha önceden gelip-geçenler hakkında (uygulanan)
Allah’ın sünnetidir. Allah’ın sünnetinde kesin olarak bir değişiklik bulamazsın.
İnkarcıların ahirette tanışacakları azap ise -Allah’ın dilemesi dışındasonsuza dek son bulmayacak korkunç bir azaptır. Allah orada insanı hem fiziksel, hem de psikolojik yönden azaplandıracak çok çeşitli yöntemler var etmiştir. Çünkü Allah yarattığı kullarının zaaflarını en iyi bilendir ve bu zaaflar doğrultusunda en çok acıyı da yine Yüce Allah verecektir. Muazzib olan Allah ahirette inkarcılara vereceği azabı Kuran’da pek çok ayetle bildirmiştir. Ayetlerde şöyle buyrulur:
Fasık olanlar içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara:
“Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın” denir. Andolsun, Biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azabdan önce, yakın (dünyevi) azabtan da taddıracağız.
Haber ver kullarıma; şüphesiz Ben, Ben bağışlayanım, esirgeyenim. Ve şüphesiz azabım; o acıklı bir azaptır.
Onlardan öncekiler, hileli-düzenler kurmuşlardı da, Allah(ın azab emri) onların kurdukları yapıların temellerine geldi, böylece üstlerindeki tavan tepelerine çöktü; azab onlara şuurunda olmadıkları yerden gelmişti.
Ancak unutulmamalıdır ki Allah dünya hayatında insan için sayısız fırsatlar yaratmaktadır. Her insan için ölene kadar tevbe etme, Allah’ın rahmetine sığınma imkanı vardır. Böyle bir durumda hayatı boyunca ne kadar hata yapmış olursa olsun, kişi Allah’ın dilemesiyle Rabbimiz’i çok esirgeyen ve çok bağışlayan olarak bulacaktır. Allah samimi tevbe eden kullarını Kuran’da sonsuz rahmetiyle şöyle müjdelemektedir:
Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Gerçekten Ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım.